Gaziemir

Bir zamanların gözde sayfiye yeri

Bugünün Gaziemir’i, geçmişin Seydiköy’ü, İzmir’in güneyinde ormanlık bir dağın yamacında, bağ ve bahçelerle kaplı konumuyla Levanten ve Rumların “Aşk Köyü” diye bahsettiği, İzmir’in sayfiye yerlerinden biriydi. Günümüzde bu özelliğini yitirse de gelişmiş sanayi bölgeleri, havalimanı, düzenli kentleşme alanları, yeşil dokusuyla dikkat çeken Gaziemir’in çehresi şimdilerde kültür ve turizm yatırımlarıyla değişiyor.

Kaynak: Ercan Çokbankir-Arkeolog

Fotoğraflar: Gaziemir Belediyesi Arşivi

İzmir’in 13 kilometre güneyinde İzmir Aydın karayolu üzerinde yer alan, kentin güney kapısı konumundaki Gaziemir, her geçen gün büyüyüp gelişiyor. İzmir’in yerleşim yerleri arasındaki en yüksek nokta olan Gaziemir, 130 bini aşan nüfusuyla, İzmir’in en hızlı büyüyen, en çok talep gören ve en çok göç alan ilçesi.

Gaziemir aynı zamanda İzmir’en en yeşil ilçesi. Yüzölçümünün yüzde 65’i ormanlarla kaplı olan Gaziemir’in çam ağaçlarıyla çevrili Sarnıç gibi alanları, özellikle hafta sonları doğayla baş başa kalmak isteyenlerin akınına uğruyor.

1990’lı yılların başına kadar bir köy görünümünde olan Gaziemir, düzenli yapılaşma, çevresindeki Ege Serbest Bölgesi, Adnan Menderes Havalimanı ve üretilen yeni konutlarla gelişimini sürdürüyor. İzmir’in dünyaya açılan kapısı olan Gaziemir’in, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ilçe sınırlarına taşınması ile de tam anlamıyla bir cazibe merkezi haline gelmesi bekleniyor.

Seydiköy’den Gaziemir’e

Tahsel olarak Helenistik, Roma ve Bizans çağlarının yaşandığı tahmin edilen yerleşimin ismiyle ilgili çeşitli bilgiler vardır. Yunanlı yazar Nikov Kapapa “To Eebntikıoı” (1964) adlı kitabında yerleşimin isminin Sedikui, Sevdköi, Sewdi – Keui, Sedi – Keui, Sediccuil, Sedeauei, Cedicueil, Sedikueu, Sevedikeui, Sediköe ve Seydiköy olarak kayıtlara geçtiğini anlatır.

Türk kayıtlarına göre ise bölge ismini Türklerin İzmir’e yerleşimi ile başlayan Aydınoğlu döneminde, Gazi Umur Bey’in komutanlarından Seyd-i Mükremüddün’den alır. Emir Çaka Beyin İzmir’i almasıyla başlayan İzmir’deki Türk yerleşimi Aydınoğulları döneminde daha da fazlalaşmıştır.

Seyid ismi peygamber soyundan gelenlere verilir. Peygamber soyundan gelen Seyd-i Mükremüddün taifesinin Seydiköy‘e yerleşimiyle Türk hâkimiyeti artmaya başlamıştır. Aydınoğulları döneminde Seydiköy, Birgi’den sonra önemli bir yerleşim yeridir.

Seydiköy arazisi adını aldığı Gazi Umur beyin “Seyd-i Mükerremüddin Zaviyesi” nin vakfıdır.

Babası Aydınoğlu Mehmet Bey tarfından eski Türk devlet geleneği ve idare anlayışı doğrultusunda kendisi İzmir’ de Vali olarak görevlendirmiştir. Yaşantısını savaşlarla ve kurduğu dönemin en büyük donanmasıyla ünlenen Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir.

Eski kayıtlara göre, Seydiköy’de 1292 yılında İzmir Kadısı Ahmet oğlu İlyas’ın Kadifekale’de yaptırdığı caminin 200 akçelik geliri bu vakfa tahsis edilmiştir. Gazi Umur Bey’in önemli vakfiyesi Seydiköy arazilerinden elde edilen gelirdir. Yine Seydiköy’ de 1528 yılında İzmir Dizdarı Hasan Ağanın bir vakfiyesi vardır. Aynı zamanda adına bir cami ve çeşme yaptırmıştır. Bu vakfın çeşmesi halen ayaktadır.

Seydiköy Türk yerleşimi ile ilgili en erken tarihli belge olan 1530 tarihli “tapu tahrir defteri”ne göre köy Konya’dan göçmüş Yörük boyları tarafından kurulmuştur.

18. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’nun zeytin, üzüm, incir, pamuk ihracatına dayalı olarak uluslararası boyutta gelişiminin bir sonucu olarak Seydiköy, Ege Adaları kaynaklı yoğun bir Rum nüfus akınına uğramış ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, bir yandan İzmir’e güneyden giriş öncesinde kilit bir idari merkez olma özelliğine kavuşmuş, bir yandan da Türk nüfus ağırlığını kaybetmiştir.

Bu gelişimin en önemli faktörlerden birisi, tren yolu ile birlikte bugünkü yerinde tesis edilmiş olan Gaziemir İstasyonu olmuştur. Yunan işgali sırasında yıkıma uğramış olduğu için ve 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sürecinde nahiye merkezi bir süre Cumaovası’na (bugünkü Menderes) taşınmıştır.

Kavala’dan mübadil olarak getirilip iskan edilen yaklaşık 2 bin 500 kişi (529 aile) Seydiköy’ün yeniden imar ve inşasında önemli rol oynamıştır. Bu nüfusa, 1944 başta olmak üzere, sonraki yıllarda iskân edilmiş olan Bulgaristan göçmenlerinin eklenmesiyle ilçe günümüzdeki sosyo-kültürel çehresine kavuşmuştur.

Bizans kadar eski

Hristos D. Hamodopoulos’un anlatımına göre, Bizans İmparatorluğu’nun dağılmasından yaklaşık 100 yıl önce Seydiköy’den bir Türk köyü olarak bahsedilir. Seydiköy o zamanın Türk ve Rum halkı tarafından bir
tarım yerleşimi ve evliyalar diyarı olarak anılır. O yıllarda Türk nüfusu çoğunluktadır. 1678 yılında Hollandalı yazar Corneille Le Brun Seydiköy’de çift minareli bir camiden bahseder. Yazar 1678 yılı 9 Ekim günü

72 kişilik bir grupla Efes’e giderken Seydiköy’e uğrar. Köy hakkındaki düşüncelerini, “Bu muhteşem köye hayran kaldım. Çok şahane bir ovada yer almış. Bu kadar güzel ve mükemmel olduğu için, İzmir deki konsolosların burada yazlık evleri bulunuyor” diye anlatır.

Gezginlerin uğramadan edemediği köy

Seydiköy geçmişte Levanten ailelerin göz kamaştırıcı konaklarına ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki İlhan Pınar “17.ve 19 yüzyılda Gezginler” kitabında Seydiköy’deki sayfiye evlerinin İstanbul’daki yalılarla boy ölçüşecek güzellikte olduğunu anlatır. Aynı eserde Seydiköy’den “İzmir çevresindeki yerleşimler içinde kuşku yok ki en güzeli” diye bahseder.

Seydiköy gezginlerin uğramadan edemediği güzellikte bir köydü. İzmir’i ziyaret eden ünlü Fransız şair ve yazar Lamartine de Seydiköy’le ilgili olarak ”Etrafı meyve bahçeleriyle çevrili, gürül gürül sularla sulanan çok sayıdaki kır evleri yaz boyunca İngiliz, Fransız, Hollandalı, Rum, Ermeni kökenli olan İzmirli ailelere bir sığınak oluyor, huzur ve canlılık veriyor” demiştir.

Seydiköy’de Van Lennep ailesinin evinde misafir edilen ünlü şair, köyün doğal güzelliklerine de hayran kalır. Lamartine “Büyük ve güzel bir köy, dağlar arasında harika bir yerleşim. Oksijeni ve ormanı bol olması köyü mükemmel bir yerleşim yapıyor. Etrafındaki üzüm bağlarının ve çeşit çeşit ağaç türlerinin olması köyün güzelliğini artırıyor. Köyde ikamet eden Rumlar bağların işlenişi ve toprağın ekilip biçilmesi konusunda çok hassas ve titizler. Çeşitli sebzeler yetiştiriyorlar, gezdiğimiz bağların her biri İtalya’daki bağlardan üstün. Kır evlerinin büyük bir bölümü ağaçlar arasındadır. Etrafından dereler akıp geçiyor. Bu da evlere serinlik veriyor” diye bahseder Seydiköyden.

O tarihlerde yine Seydiköy de yaşayan bir Rum doktorun evinde misafir olan Nikoy Kapapa da kitabında, “Seydiköy o kadar güzel ki, insan eli onu mükemmel duruma getirmiş. Kadınları güler yüzlü, iyi giyimli ve çok da güzeldiler. Rum kadınları eski Yunan geleneklerini koruyor ve o dönemi andıran elbiseler giyiyorlardı” der.

Ortak kutsal değer Seydi Baba

Seydiköy’ü gören yazarların anlatımlarına göre, Seydiköy dini bir bölgeydi. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir merkez olan bölgede dini törenler yapılmaktaydı. 14’üncü yüzyıla kadar Bizanslıların yaşadığı, bu yıllardan sonra da bir Türk köyü olan, ardından İzmirli Levantenler ve Rumların yerleştiği bölgede halk kaynaşmış durumdaydı. Öyle ki Seyyid Mükerremüdin’in hatırasını taşıyan Seydi Baba’yı Türkler ve Rumlar aynı saygıyla ziyaret ederdi. Ona ait diye bilinen kabrin yanındaki çeşmenin suyundan her iki grup da şifa beklerdi. Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı – Arkeolog Ercan Çokbankir, “Geçmişten Günümüze Seydiköy Gaziemir” kitabında mübadele ile Selanik’e giden Seydiköylü Rumların da Seydiköylü Müslümanlar gibi Seydi Baba’yı ziyaret ettiklerini, mezarı başındaki çeşmeden su içip şifa bulduklarını, Seydi Baba’yı dedeleri olarak kabul ettiklerini aktarır.

Seydi Baba’ya ait mimari değeri olan düzgün bir yapı günümüze ulaşmamıştır. Gaziemir Belediyesi bugün ilçede Seydi Baba’nın mezarı kabul edilen yere bir türbe inşa etmeyi planlıyor.

Tren istasyonundan Anı Evi’ne

İzmir’in çok sayıdaki tren istasyonu arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Seydiköy Tren İstasyonu; 19. yüzyılın sonlarında yapılmış. O dönem, İzmir’de özellikle yabancı uyruklular ile kente gelen yabancılar ve levantenler, eğlenme ve dinlenme için Buca, Bornova ve Seydiköy’e geliyordu.

Buralar 19. yüzyılın ilk yarısı içinde varlıklı ailelerin yazlık köşklerinin bulunduğu yerler olarak da anılıyordu. Bu banliyölerin sürekli iskân edilmesi, ancak ulaşım olanaklarının iyileştiği ve özellikle demir yolu bağlantılarının sağlandığı 1876 yılından sonra arttı. 1876 yılı Aralık ayında işletmeye açılan Gaziemir-Seydiköy bağlantısını, Seydiköylü Fotiadis (Seydiköylü zengin Rumlar’dan) ve Purser aileleri hattın yapım masrafları karşılayarak sağlamış, bu nedenle imtiyaz hakkını da almışlardı. 1907 yılının Ekim ayında 6 bin lira karşılığında imtiyaz hakkı, adı geçen bu kişilerden, Aydın Demiryolu Şirketi’nce devir alındı ve şirket daha sonra tamamıyla Türklerin eline geçti. Bu hat üzerindeki Seydiköy İstasyon binası da o dönem inşa edildi ve trenler buraya 1986 yılına kadar uğradı.

Gaziemir’in tarihi değerlerinden biri olan Seydiköy Tren İstasyonu, ilçenin tarihini gün yüzüne çıkarma çalışmaları kapsamından atıl durumdan kurtarıldı. Belediye tarafından “Anı Evi” adıyla ilçenin sosyal hayatına kazandırılan tren istasyonu hala buram buram tarih kokuyor.

Eski bir Seydiköy evi özelliğini taşıyan Anı Evi’nde 1925-1950 yılları arasında Seydiköy’de yaşayan bir ailenin ev hayatını da canlandırılıyor. Gelin odası, oturma odası ve mutfak bölümlerinin bulunduğu binada, dönemin kıyafetleri kadın, erkek ve çocuk maketleri üzerinde sergileniyor. Eski tabak ve mobilyalardan, tütün kırarken kullanılan lüks lambasına kadar detaylı malzemelerin bulunduğu Anı Evi’ne gelenler hem geçmişi yâd ediyor hem de Gaziemir’in tarihi ile ilgili detaylı bilgi sahibi oluyor. Bir odası da kütüphane olarak ayrılan Anı Evi’ni mübadeleyle Yunanistan’a giden Seydiköylüler de ziyaret ediyor.

Tarih yeniden canlanıyor

Gaziemir’deki geçmiş yaşantı, belleklerden silinmeden kayıt altına alınıyor. En genci 75 yaşında olan Mübadil, Boşnak ve Pomak 30 Seydiköylü’nün anıları belediyenin özel çalışması ile belgesel ve kitap haline getiriliyor. Sözlü tarih çalışmasında, Seydiköy’deki sosyal hayat renkli anılarla büyüklerin tatlı dilinden aynen aktarılıyor.

Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı Arkeolog Ercan Çokbankir tarafından yürütülen projede, yaşları 75-95 arasında değişen 30 Gaziemirli ile görüşüldü. Görüşmelerin tamamı kameraya kaydedildi. Görüntü ve fotoğraf vermek istemeyen bazı anlatıcılar, anılarını yazarak paylaştı. Anlatıcılar, kendi arşivlerinden hiçbir yerde yayınlanmayan 200’e yakın fotoğrafı da çalışmada kullanılmak üzere verdi.

Amfitiyatrolu fuar merkezi

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Gaziemir’de kurulacak yeni fuar kompleksi ilçeyi İzmir’in fuar turizminin merkezi yapacak.

Toplam 337 bin metrekare alan üzerine projesi hazırlanan yeni fuar bölgesinde, ilk etapta 110 bin metrekare alan üzerinde 7 tane sergi holü yapılacak. Yapılacak holler, tek ya da aynı anda birden fazla fuara hizmet verebilecek kapasitede teras şeklinde tasarlanacak ve birbirlerine geçişleri olacak.

Yeni fuar kompleksinde yapılacak olan seyir kulesi, fuar katılımcı ve ziyaretçilerine farklı bir ortam sunarken, amfitiyatro şeklinde hazırlanan meydanı, fuarlar süresince çekim merkezi haline gelecek.Fuarda 93 bin metrekarelik kapalı otopark alanı yapılarak ziyaretçi ve katılımcıların hizmetine sunulacak. Fuar alanında ayrıca, 12 bin metrekarelik fuar sokağı, 865 metrekarelik seminer salonu yer alacak. Fuar alanı içinde 11 bin 300 metrekarelik alanda ise kafeterya, restoran ve idari binalar bulunacak. Toplam inşaat olanı 240 bin metrekare olacak.

Yeni fuar kompleksi projesinde daha sonra gelebilecek talepleri karşılamak amacıyla, ikinci etapta kullanılmak üzere 70 bin metrekarelik bir rezerv alanı da oluşturuldu. Rezerv alan haricinde ayrıca, 42 bin metrekarelik bir alan da ilerideki süreçte otel ve kongre merkezi yapılması amacıyla ayrıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 26 milyon lira kamulaştırma bedeli ödeyerek fuarcılık için hazırladığı Gaziemir’deki 337 dönüm alan ile kentte ‘365 gün fuarcılık’ hedefleniyor. İzmir’in yeni fuar kompleksi, çağdaş mekânların yanı sıra, teknik ve sosyal altyapı donanımlarıyla büyük boyutlu ihtisas fuarlarının gereksinimlerini karşılayabilecek niteliklere sahip olacak. Şehir içi ulaşım, konaklama ve hizmet alanlarına yakın konumuyla, fuar katılımcılarının yanı sıra İzmirliler de yeni fuar alanına kolayca ulaşabilecek.

İzmir’in dünyaya açılan kapısı: Adnan Menderes Havalimanı

Uluslararası hava trafiğine açık, 24 saat hizmet veren Adnan Menderes Havalimanı Gaziemir ilçesi sınırlarındadır. Havalimanı şehir merkezine 18 kilometre mesafededir. Yıllık 4 milyon yolcu kapasiteli havalimanının 900 araçlık otoparkı mevcut olup, havalimanı pisti 3 bin 240 metre uzunluğundadır. Her türlü uçağın inebileceği bir kaplama yüzeyine sahip olan havalimanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım İzmir Büyükşehir Belediyesi otobüsleri, İZBAN Banliyo hattı ve taksilerce sağlanmaktadır.

İstihdam ve ticaret hacminde Türkiye’nin yüz akı

İzmir’in Gaziemir ilçesinde 2,2 milyon metrekarelik bir alan üzerinde, Ekonomi Bakanlığı kurulu olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’deki 19 serbest bölge arasında hem istihdam hem de ticaret hacmi açısından ilk sırada yer alıyor.

Uluslararası Adnan Menderes Havalimanına 4, İzmir Limanı’na 12, otoyol ağlarına ise 1 kilometre mesafede olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcıların en fazla tercih ettiği serbest bölge. Türkiye’deki 19 serbest bölgede istihdam edilen 52 bin 573 kişinin yüzde 35.28’ini tek başına sağlayan Ege Serbest Bölgesi, önümüzdeki yıl devreye girecek yatırımlarla şu an 20 bin 300 olan istihdam sayısını 23 bine yükseltecek. Ege Serbest Bölgesi

Hem bilim hem eğlence

Dünyadaki üçüncü, Türkiye, Ortadoğu, Güneydoğu Avrupa ve Batı/Orta Asya’da bulunan tek uzay kampı olan Uzay Kampı Türkiye, İzmir’in çağdaş endüstri merkezi Ekonomi Bakanlığı Ege Serbest Bölgesinde kurucu işletici ESBAŞ tarafından işletiliyor. 12 Haziran 2000’de açılan ve kuruluşundan bu yana 175 bin kişi tarafından ziyaret edilen son teknoloji ile donatılmış tesis, farklı uluslardan gençlerin bir araya gelip uzun süreli arkadaşlıklar kurabilecekleri ve diğer kültürleri anlayabilecekleri ideal bir ortam sunuyor. Bir uzay ve bilim merkezi olan Uzay Kampı Türkiye, bir yandan gençleri bilim, matematik ve teknoloji alanında kariyer yapmaları için motive ederken diğer yandan da çocuk ve yetişkinlere uzayla ilgili interaktif simülasyonların kullanıldığı dinamik, eğlenceli bir ortamda iletişim, takım çalışması ve liderlik alanlarında eğitim veriyor. Merkezi Hunstville Alabama’da bulunan Amerika Uzay Bilimleri Sergi Komisyonu Lisansına sahip olan Uzay Kampı Türkiye ayrıca Türkiye Kamplar Derneği üyesi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ