İZMİR ERMENİ KÜLTÜRÜ ÜZERİNE; HAYNOTS MAHALLESİ

Smyrne ya da Türklerin adlandırdıkları şekliyle İzmir, kuruluşundan bu yana birçok topluma ev sahipliği yaparak günümüze gelmiş bir kenttir. Bir ticari kent olarak daha İ.Ö. 10. yüzyılda Kıta Yunanistan’dan göç edenlerce kolonize edilmiş olan bu kent, bir antrepo merkezi olarak özellikle 19. yüzyılda birçok farklı din ve ulustan insanın ticari amaçlarla yerleştikleri yer olmuştur. Yönetici Türkler, Türklerden sonra en önemli toplum Rumlar, Yahudiler, Levantenler ve son olarak Ermeniler. Bu çalışmamızda İzmir Ermenileri ve kültürleri üzerine değineceğiz. Kent kültürüne kazandırdıkları, sosyal yaşamda ki yerleri, dini kurumları ve sağlık yapıları ile 1922 yangın felaketine dek İzmir Ermenilerinin izleri sürülecektir.
Tarihsel açıdan Ermeni toplumunun İzmir’e gelişi iki farklı teori ile aktarılmaktadır. İlkine göre; Kilikya’da ki Rupen Monarşisi’nin 1375 yılında düşmesi sonucu, 30.000 kadar Ermeni, Memlüklerin istilasından kaçarak Kıbrıs, Rodos, Hanya ve bir kısmının İzmir’e yerleştiği görüşüdür. İkinci anlatıma göre ise; 1605 yılında Şah Abbas’ın baskısıyla binlerce Ermeni’nin İran ve Anadolu’ya zorunlu göçleridir. Bu göçler özellikle; Nahcivan, Erivan ve Karabağ yönüne doğru gerçekleşir. Buradan da ayrılan bir kısım Ermeniler batıya İzmir’e dek ulaşırlar.
Ermeni ülkesinden ve kültür alanından epeyce uzakta kalan İzmir kentine Ermeni göçleri nasıl olmuştu? Burada düşünmemiz gereken en önemli sebep, yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi ticari avantajlar olmalıdır. Batı’ya dönük olağanüstü kullanışlı İzmir limanı, özellikle 18. Yüzyıl ve sonrasında büyük bir büyüme kazanmıştı. Bu liman ticaretinden elde edilen gelirlerle birçok aile kent aristokrasisine katılmışlardı. Bütün bu ekonomiye bağlı kaygılar, Ermeni tüccar ailelerini İzmir’e çeken asıl sebep olmuştur. Ermeni tüccarlar, İran havzasından gelen İpek ticaretini ellerinde tutmaktaydılar. Bu ipekler, İzmir’e dek deve kervanlarıyla ulaşmakta ve nihayet limanın modern anlamda yapılaşmasıyla Akdeniz limanlarına doğru yönelmekteydi.
Ayrıca ticari kent olmasından dolayı İzmir’de, diğer Osmanlı şehirlerinde olmayacak kadar çok çeşitli din ve millete sağlanan toleranslar burada kültürlerini özgürce yaşamalarının tercih sebebi olması mantıklıdır. Bundan dolayıdır ki; Ermeni toplumunun 19. Yüzyıl sonrasında Avrupa ve Amerika’ya olan yolculuklarında İzmir kenti bir durak olmuştur.
Osmanlı İmparatorluk kentlerinin hemen hepsinde olduğu gibi, İzmir’de de etnik-din esasına göre mahalleler oluşmaktaydı. Ermeni mahallesinin ise ilk olarak İzmir’de Türk mahallesine yakın bir konumda oluştuğu gözlemlenir. İlk Ermeni mahallesinin adı: Apona Mahala’dır. Burada bir kilise ve mezarlık oluşturmuşlardır. 15. Yüzyıl sonrasında Ermeni mahallesinin Rum mahallesine daha yakın bir konuma doğru kaymış, böylece kent merkezine biraz daha yakın olmuşlardır. Bu mahalle Kervan Yolu’nun iki yakasında gelişmiş olan “ Les Haynots” mahallesidir.
Haynots, doğudan gelen kara ticaret yollarının İzmir’e giriş kapısı olan Kervan Yolu ile özdeşleşmesi tesadüf değil, onların bu ticarette ne kadar faal olduklarının kanıtıdır. 18. Yüzyılda kent izlenimlerini aktaran Venezüellalı General Miranda’ya göre burada bulunan evler muntazam olup, Yahudi mahallesine nazaran daha temiz ve bakımlıdır. Yaşanan depremler, yangınlar nedeniyle defalarca yıkılıp yeniden yapılan Haynots 1830 yılında salgın hastalıkların yaygınlaştığı, çocuk ölümlerinin arttığı yaşam açısından elverişsiz labirentler görünümünü almıştı. 1845 yılında yaşanan yangın felaketinde neredeyse mahallerinin tamamı yanmıştır. 900 Ermeni evinden yalnız 37’si kurtulmuştu. Bu yangında İzmir Ermeni cemaatinin ana kilisesi St. Etienne’de yanan yapılar arasındaydı. Bu felaket sonrasında, Ermeni mahallesi yeniden imara açılır, 1850’de tamamlanan bu plana göre dik açılı sokaklar, dikdörtgen parsellere oturtulmuş yapılarla batılı tarzda şehirleşmiş mesken alanlarına dönüşür.
İzmir Ermeni yaşamının kalbi olan Haynots’un kuşkusuz en önemli yapısı merkez kilise St. Etienne’dir. Kilisenin tam mevkii Reşadiye Caddesi’ye Bölükbaşı Sokağı’nın köşesindeydi. Bahçesi ve Patrikhane binası ile İzmir’in en büyük kiliselerinden biridir. 1845 yılında yanan kilise onarılarak yeni baştan inşa edilmiştir. Yeni kiliseye İtalyan tarzda bir kubbe eklenerek daha gösterişli bir hal alması sağlanmıştır. Mimarı İstanbul’dan gelen Melkom Yeramian olan kilisenin yanında ki patrikhane binası, Balulu Kaçadur Gazeryan’ın bağısı ile 1858 yılında yapılmıştı. Bahsi geçen Patrikhane, İzmirli Ermeni din adamlarının konut alanlarıdır. Kilise 1922 İzmir Yangını’nda yanarak yok olmuştur. Bugün temellerinin dahi olmadığı kilise; Kültürpark’ın Basmane Kapısı’ndan girince sağ kesimde yer almaktaydı.
Haynots’da yer alan eğitim kurumlarına gelince; Saint-Mesrop Erkek Lisesi: 1845 yılındaki yangından kurtulan yapı 1886 yılında yenilenmiştir. Ohannes Spartian bu okula bir laboratuar ile, Ermenice, Fransızca, Osmanlıca, Yunanca, İtalyanca, İngilizce ve Rusçadan meydana gelen 2000 eserlik bir kütüphane kurmuştur. Haynots dışında ancak hemen yakınında bir başka okul daha yer almaktaydı. Azize Hrpsime Kız Lisesi.
St. Greguvar Ermeni Hastanesi, 1801’de Hagop ve Hovhannes Spartian tarafından kuruldu. Hastane, 1878’de tamamen yenilenmişti. Üç katlı bina, büyük bir meyve bahçesi, bir çiçek bahçesi ve bir sebze bahçesiyle çevriliydi. Modern, geniş ve gayet iyi donatılmıştı. Hastane bahçesinde ayrı bir klinik yer almaktaydı.
Haynots’da on beş kadar hayır ya da kültür derneğinin merkezlerinin bulunduğu bu semt, Ermeniler için bir vakit geçirme ve buluşma yeriydi. Basmane Caddesi’nde 1868 yılında bir okuma kulübü açılmıştı. İki tiyatro binası, çeşitli kafeleri ile modernize bir semt haline gelir zamanla Haynots.
Ancak 19. Yüzyılda etnik-din ayrımına dayalı mahalle ayrımları yerini ekonomik gelir düzeyli yerleşim sınıflandırmalarına yavaş yavaş bırakmaya başladığında birçok zengin ermeni aile Rıhtıma, Karataş’a, Karantina’ya doğru yerleşecektir.
1915 tehcirinden etkilenmeyen İzmir’li Ermeniler, işgal döneminden sonra Fransa, Amerika gibi ülkelere göç etmişledir. Bir takım tarihçilere göre İzmir yangının sebebi gösterilen Ermeniler, ne yazık ki bugün Kent kültüründe varlık gösterememektedir.
Ali ÖZKAN Dokuz Eylül ÜniversitesiEylül Üniversitesi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ